12 Ocak 2014 Pazar

İki Açgözlü Türk / Mandilli di Seta



Mandilli di Seta enfes!
Ersinim'le ikinci İtalya serüvenimiz için düşüncelere dalmışken bir tv programına rastladık. "Two greedy İtalians" (İki Açgözlü İtalyan) isimli bu program iki ünlü İtalyan aşçının seneler boyu İngiltere'de yaşadıktan sonra İtalya'ya dönüp, yerel lezzetleri tekrar keşfini anlatıyor. Antonio Carluccio ismi sanırım kimseye yabancı değil. Kanyon'daki restoranını hepimiz duymuşuzdur. (Ben şahsen hiç sevmem) Genaro ise onun yanında çırak olarak işe başlayıp sonradan yükselen, İngiltere'de zamanında en iyi İtalyan restoranı seçilmiş restoranları kuran, aynı zamanda Jamie Olivier'i yetiştiren adam. İkisi de artık oldukça yaşlı ve tamamen yemek için yaşıyorlar. Her programda İtalya'nın başka bir tarafına seyahat ediyorlar. Klasik otomobillerin içinde, yol boyu orda burda mola verip seyahat ediyorlar. Hem sokak yemeklerini tadıyorlar, hem evlere misafir olup anne yemekleri yiyorlar, hem de aklınıza hiç gelmeyecek dağ başlarında tezgah açıp kendi yemeklerini yapıyorlar. İtalyan aksanı İngilizceleriyle "wonderful" diye diye afiyetle yiyorlar yemeklerini.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

İtalya'da Yemek Serüveni No:1

İtalya'da yediğim en iyi yemek
Belki yıllardır düşlediğimiz İtalya'da yemek seyehatini geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdik. Hatta üzerinden de çok uzun zaman geçti. Ancak gündem o kadar civcivliydi ve bizim bu konularımız o kadar gündem dışı idi ki, yazamadım.

Taa ki bugüne kadar. Bugün bu yazıyı okuyanlar, bir deneyin de parçası olacak. Belki kendi bloğumu imha etmek gibi olacak ama deneyeceğim.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Bir doğum günü sürprizi hikayesi

Yazışmayalı epey zaman oldu. Hayatım hiç bu denli iş odaklı olmamıştı. Bu sebeple her şeyi boşlar oldum. Blogum da nasibini aldı. Yeni işim bambaşka bir teknolojiyle ilgili. En baştan bir marka yaratıyoruz. Netmera bir dünya markası olsun diye çalışıp didiniyoruz. Orada da blog yazınca kendi bloguma zaman yetmiyor. Sonunda sizlerden "yeni yazıııııı!" mesajları gelmeye başladı, ben de arayı açmayıp yazayım dedim. Bu yazıda muhteşem bir pastanın tarifini alacaksınız. Ama önce pastayı neden yaptığımı anlatayım.

18 Şubat 2013 Pazartesi

İtalyan zerafeti / Elio

Ricotta ve pazı ile doldurulmuş, tereyağ soslu tortellilerim
Not: Elio maalesef Nişantaşı şubesini kapattı.

Okul bitip iş arama sürecine geçtikten sonra bol bol evde takılma fırsatım oldu. Hemencecik anladım ki ev hanımı olmak bana göre değil, acilen çalışmam lazım. Sabır yoksunluğu burada da başını gösterdi. Henüz sadece 4 hafta olmasına rağmen nasıl sıkıldım anlatamam. Bu arada bol bol misafir ağırladık, yeni lezzetler denedik. İtalyan sevdamı doyurmak üzere çeşit çeşit risottolar yaptım, İtalyan üsulü tavuklar pişirdim ve sonunda dayanamayıp makarna makinamı da alarak misafirlerimin parmaklarını da yutarak bitirdiği pazılı-peynirli tortelliler yaptım.

Artık büyük sofra kuracak gücüm tükendiğinde bizim kızlardan "girls night out" teklifi gelince hemen atlayıverdim. Adresi de benim uzun zamandır gidip görmek istediğim "Elio" olarak belirledik. Biliyorsunuz, geçtiğimiz aylarda 3 ayrı İtalyan restoranına gitmiş, birini rezalet, birini lezzetli etlerine rağmen sunum kısırı, sonuncusunu da fena değil ilan ederek bir yazı dizisi yapmıştık. Ancak Elio ziyareti İstanbul'da da gayet güzel İtalyan yemekleri yapılacağını gösterdi bize. Buyrun katılın siz de ziyafete!

27 Ocak 2013 Pazar

Gide-dura

Bir döpyes hikayesi
Kurs bitti, ben de iş aramaya, etraftaki işletmeleri incelemeye başladım. Bu arada yine koca bir mıknatıs gibi komiklikleri üzerime çekmeye başladım. Tıpkı Boğaziçi'nden mezun olduğum sene olduğu gibi. Söz veriyorum, siz bu yazıda çok eğleneceksiniz. Bense eğlenmek yerine bir miktar kudurdum diyebilirim.

Teknoloji işleri bazen fazla kolaylaştırıyor. Çat diye "send" tuşuna basıyorsun mail gidiyor, mesaj gidiyor, reply to all oluveriyor. Eskiden en korktuğum şey, olmadık birine, olmadık bir mesajı yanlışlıkla göndermekti. Eminim sizin de giden mesajın ardından bakakaldığınız olmuştur. Kaynar suyun başınızdan süzülmesi, telafi mesajına ne yazacağını bilememek, en yakın arkadaşını arayıp kritik yapmak vs. Bu kez bu olmadı.